Gündem 21, Birleşmiş Milletler tarafından sürdürülebilir kalkınma ile ilgili olarak yayınlanmış, bağlayıcı olmayan ve gönüllü olarak uygulanabilecek bir eylem planıdır. Birleşmiş Milletler Çevre Programı Gündem 21 uyarınca; tüm planlama ve geliştirme aşamalarında suyun tüm maliyetlerinin kabul edilmesi, az bulunan kırılgan bir kaynak olarak suyun sürdürülebilir yönetimi için bir ön koşul olarak ortaya konmuştur. Planlama sırasında; fayda yatırımı, çevresel koruma ve işletme maliyetlerinin yanı sıra, suyun en değerli alternatif kullanımını yansıtan fırsat maliyetlerinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Fiili değişiklik gereksiniminin, söz konusu unsurların sonuçları dolayısıyla faydalanıcıların tamamına sıkıntı vermesine gerek yoktur. Fiyatlandırma mekanizmalarının, suyun ekonomik bir mal olarak kullanıldığı durumda oluşan gerçek maliyeti ve insanların bu mala ulaşabilmek için sahip oldukları ödeme becerilerini mümkün olduğunca yansıtması gerekir (UNEP, 1993).
Su arıtma tesisleri büyük oranda, arıtılmamış suyun kalitesini içilebilir hale getirme işlevini gerçekleştirir. Bu işlevin yerine getirilmesi sırasında arıtma süreci ile ilgili meydana gelen maliyetler, arıtılmamış suyun kalitesi ve kaynağı ile birlikte arıtma kaynaklarının mevcudiyetine bağlı olarak değişiklik gösterir. Örneğin; acı suyun RO arıtma maliyeti; tuzluluk oranı, tepe talep ve yerel enerji maliyetlerine bağlıdır (Glueckstern, 1991; Avlonitis, 2002). İçilebilir suyun arıtma iktisadı da, talep türlerinin dağıtımından etkilenmektedir (Stevie ve Clark, 1982). Küçük sistemler neredeyse sadece konut taleplerine hizmet etme eğilimindeyken daha büyük sistemler, gittikçe artan bir şekilde konut taleplerinin daha küçük bir kısmına hizmet etmektedir. Bunun yanı sıra arıtma maliyetleri; akış oranı, saha kısıtları, su kalite hedefleri, üretici fiyatları ve diğer unsurların da dahil olduğu çeşitli tasarım değişkenlerin etkisi altındadır. Değişkenlerin çok fazla olması nedeniyle, aynı arıtma sisteminin maliyeti, bir yerden diğerine ciddi oranda değişiklik gösterebilir (Plumlee ve diğerleri, 2014). Bu süreçte ekonomik maliyete; işlenmemiş suyun alternatif kullanımlar yerine konutlara dağıtılmasının yarattığı fırsat maliyeti; işlenmemiş suyun depolanması ve şehirlere iletilmesi; işlenmemiş suyun içme suyu standartlarına getirilmesi için uygulanan arıtma işlemi; arıtılmış suyun şehirdeki konutlara dağıtılması; ve diğerleri tarafından işlenmiş suya uygulanan diğer tüm maliyet ve zararlar dahildir (Radke, 2013). Bu nedenle, suyun tedarik edilme sürecine dahil olan hem dolaylı hem de doğrudan maliyetlerin kavranabilmesi ile ilgili genel başlıkların tanıtılma aracı olarak, bu sürece dahil olan birkaç kilit konu ile ilgili genel bilgi sağlamanın yararlı olacağını düşünüyoruz.
Gündem 21'deki "21" sayısı, 21. Yüzyıla gönderme yapmaktadır.
Tam Tedarik Maliyeti
Tam tedarik maliyetleri iki farklı öğeden oluşmaktadır: girdilerin tam ekonomik maliyeti kapsamında değerlendirilen İşletme ve Bakım Maliyeti ve Sermaye Bedelleri/Maliyetleri (Rogers ve diğerleri 1988). Tam tedarik maliyeti; bünyesinde sermaye maliyeti, kullanım ve bakım maliyeti ve idari maliyeti de barındıran "finansal maliyet" olarak sınıflandırılabilir.
Tesis tarafından su kaynaklarının arıtılması ile ilgili yapılan işletme ve sermaye giderleri arıtma maliyetine dahilken; arıtılmış içme suyunun tüketiciye temin edilmesi sıraında oluşan tüm maliyetler dağıtım harcamaları kapsamına girmektedir (Stevie & Clarck 1980).
Şekil 12.3.Genel İlkeler Su Maliyet (Rogers ve ark., 1998)
Tam Tedarik Maliyeti
Tam tedarik maliyetleri iki farklı öğeden oluşmaktadır: girdilerin tam ekonomik maliyeti kapsamında değerlendirilen İşletme ve Bakım Maliyeti ve Sermaye Bedelleri/Maliyetleri (Rogers ve diğerleri 1988). Tam tedarik maliyeti; bünyesinde sermaye maliyeti, kullanım ve bakım maliyeti ve idari maliyeti de barındıran "finansal maliyet" olarak sınıflandırılabilir.
Tesis tarafından su kaynaklarının arıtılması ile ilgili yapılan işletme ve sermaye giderleri arıtma maliyetine dahilken; arıtılmış içme suyunun tüketiciye temin edilmesi sıraında oluşan tüm maliyetler dağıtım harcamaları kapsamına girmektedir (Stevie & Clarck 1980).
Sermaye Maliyetleri
Sistemin işletildiği süre boyunca meydana gelebilecek olan sermaye maliyetleri kapsamında kurulum ile binanın ve arıtma sisteminin bakım masrafları dahildir ve bu maliyetler doğrudan ve dolaylı maliyet olarak sınıflandırılabilir.
Doğrudan maliyetler, ekipman ve arsa alımı, inşaat masrafları ve suyun ön arıtması kapsamında kullanılan maliyetlerdir. Bu maliyetler, sistem çalışır hale gelene kadar sistemin hazırlanması ve inşası için yapılan harcamaları kapsar. Dolayısıyla, yatırım öncesi (planlama) aşama sırasında yeni sistemin inşa edilmesi ve ekipmanlarıyla ilgili maliyetleri de kapsar. Arıtma tesisi ve yeni şebeke hattının toplam maliyetinin içindeki en büyük kalem genel olarak su arıtma tesisinin inşası için harcanan masraflardır. Avrupa Komisyonuna göre (2005) bu kalemler, projenin inşaat aşamasındaki toplam maliyetlerin yaklaşık olarak %75-80'ini oluşturmaktadır. Bununla birlikte, bir içme suyu sisteminde; filtre birimleri, temiz su depoları ve borulardan oluşan çeşitli sabit (inşa edilmiş) tesisler bulunmaktadır. Kurulum maliyeti, ekipman maliyetinin yaklaşık olarak %30'unu oluşturmaktadır (Plumlee ve diğerleri, 2014). Proje; örneğin pompa ve güç sistemleri öğeler gibi sermaye maliyeti olacak ekipmanlara ihtiyaç duyar.
Dolaylı sermaye maliyetleri, kullanılan arıtma teknolojisi veya arıtılan suyun niteliği ile doğrudan ilgili olan maliyetler olmamakla birlikte, arıtma süreci ile suyun içeriye alınması için gerekli olan yapıların inşası ve kurulumu ile ilgili olan maliyetlerdir. Bu maliyetler çok yüksek olabilir ve ilgili kalem bileşeni veya başlıca teknoloji unsurları (maliyet faktörü) olarak dahil edilmedikleri durumda maliyet tahminlerine eklenmeleri gerekir. Bunlar; dolaylı malzeme maliyeti (saha boru ve kablo tesisatı döşenmesi gibi), dolaylı işçi maliyeti (süreç mühendisliği gibi) ve dolayı genel harcamaları (idari maliyetler gibi) kapsamaktadır (EPA 2014).
Sermaye Bedelleri/Maliyetleri, sermaye harcamaları (amortisman giderleri) ve faiz giderlerini kapsar (Whittington & Hanemann 2006). Kurulum ile ilgili yatırım giderleri, amortisman ve tesisin kullanıma hazır hale gelmesi için harcanan faizi de kapsamaktadır. Amortisman, borular gibi sistemdeki büyük parçaların ve ekipmanların yenileriyle değiştirilmesi için gerekli kaynakların oluşturulmasına olanak sağlayan bu yaklaşımdaki özellikle sabit giderler için önemli bir unsurdur (Jagals, P. & Rietveld, 2011).
İşletme & Bakım Maliyeti
İşletim ve Bakım Maliyetleri; Proje ile ilgili tüm fiili nakit işlemleri ile birlikte bakım ve idari giderler anlamına gelmektedir. Örneğin; işgücü, enerji, kimyasallar, sarf malzemeleri, yedek parça v.b. Bununla birlikte, işletim ve bakım maliyetleri; arıtma teknolojisi, yıllık üretim hacmi ve işlemden geçirilen su kaynağının türü, işlenmemiş suyun niteliği, yerel elektrik maliyetleri ve benzeri gibi suyun elde edilmesi ve arıtılması ile ilgili unsurlar nedeniyle farklılık göstermektedir. EPA'ya göre (2014); su arıtma tesislerinin yıllık harcamalarını kapsayan işletim ve bakım maliyetleri şunlardır:
Örneğin Statictic Canada, iki farklı içme suyu arıtma sisteminin işletim ve bakım maliyetlerini incelemiştir: yüzey sularının büyük çoğunluğunu arıtan geleneksel sistemler ile yeraltı sularının büyük çoğunun arıtılmasında kullanılan filtresiz sistemler. Bu modele göre; yüzey suyunun arıtılmasında kullanılan sistemlerin işletim ve bakım maliyetleri, yeraltı sularının arıtılmasında kullanılan işletim ve bakım maliyetlerinden fazladır (URL 6).
Fırsat Maliyeti
Fırsat Maliyeti, aynı su kaynağının alternatif kullanımıdır. Fırsat maliyetinin göz ardı edilmesi suyun değerini gerçek değerinden az gösterir ve yanlış yatırımlara, kaynakların kullanıcılar arasında yanlış tahsis edilmesine neden olur (Rogers ve diğerleri, 1998). Etkili su kullanımına ulaşılması için en temel gereksinimlerden biri suyun fırsat maliyetinin belirlenmesidir. Herhangi bir alternatif kullanımı olmadığı durumda suyun fırsat maliyeti sıfırdır; bu suyun kıt olmadığı anlamına gelir. Fırsat maliyeti, elde edilebilme veya kıtlık durumuna bağlı olarak, farklı koşullarda ve konumlarda ciddi şekilde değişiklik gösterir. Örneğin, bol miktarda temiz su kaynağı bulunan bir yerde, suyun mevcut veya gelecekteki kullanıcılardan alınmasının fırsat maliyeti çok düşüktür veya sıfıra eşittir. Bununla birlikte bu durum çok nadir görülmektedir ve fırsat maliyetleri, daha çok suyun dağıtılması ve dışsallıklarla ilgilidir. Bu bakış açısına göre; su kaynağının fırsat maliyeti ve suyun sağladığı ekonomik değer, su kullanımının ekonomik olarak sürdürülebilir veya sosyal olarak optimum olup olmadığı ile karşılaştırılabilir.
Aynı zamanda su projesi ile ilgili altyapının fırsat maliyetinin analiz edilmesi de önemlidir. Üretim maliyetine bağlı olarak bu tekniğin kullanılması, suyun değerinin tahmin edilmesi için iyi bir yoldur. Burada, sermayenin fırsat maliyeti, iskonto oranını yansıtmaktadır. İskonto oranı; aynı risk profiline sahip bir sonraki en iyi alternatifin kullanılmasından elde edilebilecek olan getiri oranıdır. Hem sermayenin sosyal fırsat maliyetinin hem de zaman tercihinin sosyal oranının açıklanması amacıyla su ve sanitasyon altyapılarında tek iskonto oranının kullanılması uygundur.
Ekonomik Dışsallıklar
Bölüm 11'de de açıklandığı gibi dışsallıklar; piyasa dışı işleyişi nedeniyle insanların refahını etkileyen eylemlerdir. Dışsallıklar hem olumlu hem de olumsuz olabilir ve söz konusu durumun belirli bir bağlam içinde nitelendirilmesi, olumlu ve olumsuz dışsallıkların tahmin edilmesi ve etkileri gereği tam maliyetin öngörülmesi önem teşkil etmektedir (Rogers ve diğerleri). Çevresel veya sosyal etkinin var olması herhangi bir dışsallığın ortaya çıkması anlamına gelmez. Dışsallık sadece, maliyet ve faydaların piyasalara yansımadığı durumlarda sözkonusudur. (URL 7). Maliyet ve değerlerin ortaya çıkarılmadığı ve bu nedenle de üretim süreçlerinde ve piyasadaki alım satım işlemlerinde tam olarak hesaba katılmadığı durumlarda dışsallıklar ekonomik faaliyeti etkiler. Dolayısıyla dışsallıklar; ekonomik faaliyetler ilgili "yayılma" ve "üçüncü taraf" etkileridir. Dışsallıkların doğru bir şekilde hesaba katılmaması, toplumun refahı ile toplum içerisinde kullanılan kaynakların alternatif kullanım seçeneklerinin etkinliği ve verimliliği üzerinde fiili ve belirgin etkiler yaratır. Bu nedenden dolayı, dışsallıkların su kullanıcıları üzerinde yarattığı maliyet ve faydaların ortaya çıkarılması amacıyla çok fazla sayıda düzenleyici, toplumsal ve politik araç kullanılır.
Bazı dışsallıkların varlığı doğrudan piyasa fiyatları üzerinden belirlenebilir. Örneğin, bir nehrin suyunun niteliğinde meydana gelen bir değişim, yakalanan balık sayısını etkileyebilir; yakalanan balık sayısındaki azalma, ticari balıkçılık yapan kişilerin gelirlerindeki azalma veya balık yerine kullanılmak zorunda kalınan gıdanın maliyeti üzerinden ekonomik olarak açıklanabilir. Benzer bir şekilde, içme suyunun niteliğinin değişmesi durumunda ortaya çıkan ekonomik maliyetler; su ile ilgili hastalıklar için yapılan masraf artışı veya daha fazla su arıtması için ortaya çıkan maliyetler üzerinden hesaplanabilir (UNEP 2015). Göl ve yeraltı su tabakası gibi ortak kaynakların kirlenmesi veya buralardan aşırı su kullanılması nedeniyle oluşan dışsallıklar da mevcuttur. Aslında genel olarak, ortak su kaynakları ile ilgili dışsallıkların büyük çoğunluğu olumsuzdur. Depolama alanındaki doğrudan etkiler ile depolamanın nehir veya yeraltı su kaynaklarının performansı üzerindeki etkilerin her ikisi de nehir ve tedarik dışsallıklarının örnekleridir. Söz konusu dışsallıklar kısmen suya olan rekabetçi talep tarafından oluşturulmuştur. Şehir su şebekesine daha fazla su aktarıldıkça, tarımsal faaliyetlerin ve değerli çevresel fonksiyonların sürdürülmesi için daha az su kaynağı kalmaktadır. Tüm suların fırsat maliyeti vardır ve bununla ilgili rekabetçi bir piyasanın yokluğunda, şehir şebekesine aktarılan sular çoğu durumda suyun en iyi kullanımını yansıtmamaktadır (CSIRO, 2000).
Çevresel Maliyetler
Çevresel Dışsallıklar, kamu sağlığı ve ekosistem sağlığı ile ilgili olan dışsallıklardır (Rogers ve diğerleri 1998). Çevresel maliyet; su kullanıcılarının çevre ve ekosistem ile çevreyi kullananlara verdiği zararın maliyetidir (örn; su ekosistemindeki ekolojik niteliğin azalması veya verimli topraklardaki tuzluluk oranının artması veya bu toprakların bozulması). Bununla birlikte çevresel maliyetler; su ekosisteminin niteliğinin tükenmesi ve dolayısıyla insanoğlunun refahına fayda sağlayan ürün ve hizmetlerin sağlanması için gerekli su ile ilgili kaynakların kapasitesinin azalmasına neden olan maliyetlerdir. Diğer taraftan su arıtma endüstrisi, küresel çevresel etkilerden sorumlu olabilir. Bunların içinden en genel olanları; doğal kaynakların azalması ile kimyasal ve enerji tüketimi nedeniyle kirletici maddelerin suya, toprağa ve havaya dolaylı olarak salınımı gösterilebilir. Bu noktadan bakıldığında; su havzası yönetimi, su tedarik sistemi, su temini, içme suyu arıtması ve akıt su yönetimi gibi çeşitli şehir suyu hizmetleri nedeniyle çevresel etkiler meydana gelebilir. Bu etkiler doğrudan olabileceği gibi dolaylı da olabilir.
Çevresel hasarın tahmin edilmesi için, çeşitli ekonomik sektörlerdeki su kaynaklarının toplam ekonomik değeri ile etkilenen tüm insanların su kaynaklarının korunması için ne kadar ödemeye istekli olduklarının tahmin edilmesine olanak sağlayan uygun değerleme tekniklerinin uygulanması gerekmektedir (Koundouri ve diğerleri, 2016). Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA), potansiyel yolların belirlenmesi amacıyla, kritik süreçlerin ve mevcut yapılardaki potansiyel iyileştirmelerin belirlenmesini sağlayan bütünsel bir yaklaşıma dayalı olarak, sistemlerin kullanılmasının çevresel etkilerini değerlendirir. LCA metodolojisi, sistem ile ilgili tüm girdileri ve çıktıları hesaba katarak çevresel etkilerin sistematik ve bilimsel bir şekilde hesaplanmasına olanak sağlamaktadır. Bu nedenle de çevresel bir temelde karşılaştırma yapılmasını sağlamaktadır. Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi şehir suyu şebeke hattının tamamında veya bir kısmında yaygın biçimde kullanılmaktadır.
Tam Ekonomik Maliyet
Suyun tam ekonomik maliyeti, Fırsat Maliyeti ve Ekonomik Dışsallıkları da kapsayacak biçimde Tam Tedarik Maliyetinin toplamıdır. Ekonomik dengenin sağlanabilmesi için, suyun değerinin suyun maliyetine eşit olması gerekmektedir. Klasik ekonomik modele göre bu nokta, sosyal refahın maksimize edildiği noktadır. Uygulanabilir durumda, kullanım değerinin tahmini tam değerden tipik olarak daha yüksek olması beklenir. Bu durum genellikle ekonomik ve çevresel dışsallıkların tahmin edilmesini zorlaştırır (Rogers ve diğerleri, 1998).
Bu bağlamda; maliyet fayda analizi, belirli bir zaman dilimi içerisinde sermaye yatırım projesinin parasal sosyal maliyetlerinin ve faydalarının değerlendirilmesi amacıyla kullanılan bir tekniktir. Bu analizlerde; dış maliyet ve faydalar, iç maliyet ve faydalarla birlikte hesaba katılır. Böylelikle, toplam sosyal maliyet ve faydalar hesaplanır. Maliyet fayda analizi; yatırım gereksinimleri ile su niteliğinde yapılacak iyileştirmeler ve diğer hizmete elverişlilik parametrelerinin doğrulanması amacıyla su sektöründe kullanılmaktadır. Su niteliği iyileştirme şemalarının optimum seviyesine karar verilirken tüm maliyet ve faydaların yapılandırılmış karşılaştırmasını sağlar.
